SONLARIN DEĞİL İLKLERİN SEVDASI

Yolculuklar mıydı buruk olan , ardında bırakılanların akılda bıraktığı hatıraları küfeleyip, otobüs camından anlamsız  ve sırasız bitki örtüsüne bakıp, yüreğindekinin sesiyle tek ses olmak mıydı, sen tek yöne tek bilet alırsın, yüreğinde ki konuşur, yine aklındaki aynı kişi cevap verir, sen sadece susarsın. Bunları tasarlarken kafasında, muavinden su istedi, bir hevesle yalnız geldiği yoldan, yüreğindekiyle dönerken. Oysa; ne kadar yalın gelmişti aidiyetliğine huzur bulduğu bu yere, sabah erkenden gelmişti, motel otogara çok yakındı, üzerindeki yolculuk mahmurluğunu atacak kadar bile yol yürümedi küçük ama bir o kadar da şirin bir moteldi, bağlı olduğu ilçenin adına yakışacak kumsalı vardı ve suyu çok güzeldi, oldu olası deniz suyu olarak hep soğuk suyu sevmişti, aile işletmesiydi motel, hemen hemen her sene tanıdık simalar gelirdi, yabancılık çekmeyecek kadar tanıyordu oradakileri, odaya girdi ve geçiştirici bir kahvaltıdan sonra ,uzanmak istedi hemen sahile inmedi,yorucu bir yolculuktan iç yolculuğuna çıkarak uykuya daldı.güneş tüm davetkarlığıyla yüzüne vuruyordu gözünü açtı

öğlen olmuştu,sahile baktı ufukla birleşen mavilik cezbediyordu insanın ruhunu,kitabını alarak şezlonga uzandı,sigara içerek kitap okumayı çok severdi,dalga şırıltıları arasında sayfalarda kayboldu,çocuk sesleri,şakalaşanlar ,tavla oynayanlar,duymazdı ,kitabın derinliklerine inip bir parça kum çıkartarak hakkını verirdi

bir ara yüzeye çıkıp ,etrafına bakındı,bilindik sahil manzaraları ,bu çoğunluktan yekpare izole olmayı da seviyordu ,çay almak için kalktı ,çaydan sonra denize girerim dedi .demli bir çay ve sigara birleşiminin izdüşümünde ,iyot kokusunun yakıcılığını içine çekti,sonra tüm senenin

yorgunluğunu ve sınav stresini suyun kaldırma kuvvetine bırakarak ,kulaçlarını en sevdiği mavi arkadaşına attı

          YALNIZLIK ,BİRİNE SERZENİŞ,YALINLIK İSE HERŞEYDEN VAZGEÇİŞ,SERBEST BİR DALIŞTIR

           O YÜZDEN ,GÜÇSÜZ İNSANLAR YALNIZIM,BEKLENTİSİZLER İSE YALINIM DERLER

         su iyi gelmişti,denizden sonra buz gibi duşun altında kakırdamak vazgeçemediği kendi kendine yaptığı bir şakaydı,kurulandıktan sonra tekrar romanına döndü,ne kadar daldı bilmiyordu,oturarak etrafı seyretmeye koyuldu,mavi suların içinde onu gördü,tuzlu mavi suları bedeninden süzerek sarımsı kuma ayak basan ,hatta basmaya kıyamayacak kadar naif bir peri .

Ne kadar bakakalmıştı farkında bile değildi,hayır ,buraya yalın gelmişti ,yalın gidecekti,bu kadar soyut ve zıt imgeyide kendiyle çeliştiriyordu ,oturdu roamnını aldı,cümleler birbirine karışmış,çevirdiği sayfada ,onun denizden çıkar halini görüyordu,betimlemeyi okuyum derken

betimleniyordu umarsızca anlamadan çevirdiği sayfalarda.

anlamsızca ,hissizce bakarken sayfalara,bir ses ,

-okumayı çok seviyorsun galiba

sol yanına,o lütufkar sese döndüğünde,gözlerine inanamadı,sayfaları anlamadan çevirdiği ,onun aycemalini gördüğü peri kız yanında ,romanın kahramanını canlı görüyordu sankii

evet ,hem de çok diyebildi sadece

kız elini uzattı ,merhaba ben NUR

ben de,AKAY dedi

a çok değişik dedi NUR, anlamı nedir

Beyaz dolunay ,ayın en parlak olduğu zaman dedi,AKAY

çok güzelmiş ,benimki o kadar gizemli değil dedi,gülerek NUR

ama çok güzel ve manalı dedi,izinsiz ve fütursuzca ılık ılık kalbine inen NUR parçasını ,sanki görcek gibi,saklıyarak NUR ,dan

yine sessizliği NUR bozdu,soğuk bişeyler içermisin,yine kendi cevaplayarak,soda ya ne dersin

karşılıklı ilk sodalarını içmeye başladılar,AKAY,kendini bırakmıştı sohbetin en cilalı kaydırağına

okullar,sınavlar ,hobiler,hatta takımlar ,aktı gitti ,AKAY o sene girmişti üniversite sınavına

NUR ,un henüz üç senesi vardı ,sohbet böyle akıyordu ama,AKAY ,daha çok NUR,un mimiklerine bakıyordu ,NUR,ona bişey sorduğunda ,şimdiye kadar ki okuduğu kitaplar,sufle veriyordu sanki,çünkü ne söylediğinden çok,neye baktığı önemliydi.

             TÜM CÜMLELERİMİ SUSARKEN TATLI BİR TEBESSÜME

             TÜM HÜNERİNİ SERGİLİYORDU GÜNEŞ,

             DENİZ DAHA BİR MAVİYE BOYUYORDU KENDİNİ,BU DÜŞTE

              O İSE BU DÜŞE , ANSIZIN DÜŞEN BİR PERİYDİ

              BU SARDUNYA KOKULU RÜYADAN UYANIRIM KORKUSUYLA

              TILSIMI BOZMAMAK ENDİŞESİYLE,KONUŞMUYOR

              YİRMİDOKUZ HARFİ BOĞAZINA DÜĞÜMLEYİP

             PERİ KIZIN MİMİKLERİNDE KAYBOLUYORDU

             

           

             

 

benim yukarı çıkmam gerekiyor dedi,NUR,akşam yemekten sonra görüşürüz degil mi

böyle bir soruya ,tüm lisanlardaki  olurları birleştirerek  dört harf te olur dedi AKAY

çok mu tutuk kalıyorum diye kendini sorguya çekti,içi hiçbir yere sığmıyor deyiminin hafif kaldığı zamandı,akşam ne zaman olur gibi hunharsızca soruların bendinde hapsoluyordu

geldiği ilk gün,akıp gitmişti,tatil onun için,bol kitap,güneş ve mavi yoldaştan ibaretken ve bu yaşına kadar ,aşka hiç düşmemişken ,teslim etmişti kendini ,yazımı üç harf ,hissi sahillerdeki kum taneleri kadar,üstelik o kumlardan daha yakıcı olan ,AŞK a

akşam yaklaşmıştı,bişeyler atıştırıp kıayfetlerini değiştirdi,kamelyaya çıktı,NUR ,da uzaktan el salladı gülerek,merhaba filozof bey dedi

merhaba ,PERİ hanım dedi,AKAY,peri mi,dedi gülerek,o nerden çıktı,

ben ,neden filozof dedim mi

iyi ama ,sen somut olarak kitap okuyordun,bağdaştırdım dedi,NUR

e ben de soyut bağdaştırayım dedim,denizden bir peri çıktı,filozofun kitabını bıraktırdı

teşekkür ederim bay filozof,bunlarda filozofluğa dahil mi

kesinlikle hayır,bunlar içimin en yalın halinden dedi,AKAY

o zaman çaya ne dersin dedi,NUR

yine benden önce davrandın derim ,ve de demli olsun derim

artık tutuk değildi,habire konuşuyordu AKAY,bakmak için mi,konuşuyordu,bilmiyordu,o kadar masum,tabi yüzü var dı ki,eskiler bir kızın saflığnı ve güzelliğini betimlemek için,”YUFKA YÜZLÜ” derler, NUR ,un yüzü tam adı gibi,yufkay dı,sohbet ilerliyor,çaylar ardıardına devriliyor,ilkokul anılarına kadar konuşuyorlardı,gece yarısını geçmişti,NUR ,hadi kalkalım ,yarın devam ederiz dedi,iyi gecelerden sonra,kirpiklerine uyku düşmeyecek kadar ,hatta kirpik uçlarına kadar aşık olmuştu AKAY

             BİR ÇİFT KELİMENİN ÇOK MANA ETTİĞİ YILLARDA SEVMİŞTİM SENİ

             KİFAYETSİZ VE KIYAFETSİZ CÜMLELERE MANA GİYDİRİYORUM ŞİMDİ

            DEMLİ BİR ÇAYLA EN DEM HALİMLE

    sabah bir başka olmuştu,bir başka sabah olmuştu sanki,gözlerini güneşle buluşturdu,en az güneş kadar mutluydu,bişeyler hazırladı keşke yiyebilecek kadar da AKAY olsaydı, zoraki atıştırdı,bir çay alıp mavi arkadaşını seyretmeye çıktı ,vakit erkendi,NUR uyanmışmıyıdı acaba

akşam o kadar konuştular ,telefonunu istemek aklına bile gelmemişti,nasıl olsa uyanır inerdi,içinden herşeyini mavi arkadaşına anlatmak geliyordu,çarşaf gibi dümdüzdü bugün deniz,sanki anlatsa ,o sevincini paylaşsa denizle kendini rahatlatacaktı,mavi arkadaşıda sanki bunu bekliyor gibi usluydu,yok yok tane tane değil,bir çılgınlık yapıp,ben NUR , a aşığım diye haykırsa ,sakin denize amors bir hareket olurdu,belki oda dalgalarıyla cevap verirdi

NUR ,yukardan seslendi günaydın bay filozof

tüm geceyi bu cümleye bağlayan sabahı beklercesine,günaydın PERİ , dedi

aşşağı indi NUR, erkencisin,uyuyamadın mı yoksa dedi

evet,peri uyutmadı

ama ,periler zararlı bişey yapmazlar bildiğim kadarıyla

zararlı demedim ki,aklımdan çıkmadı manasında dedim

o zaman ne mutlu hep aklında kalsın o peri,demli iki çay içerek ,maalesefle başlayan cümle kurayım mı

AKAY,tereddütle tabi dedi,kaynar suları bardaktan önce başında hissederek,çok mu açık vermişti,cüretkar olarak hoşlandığını bellimi etmişti,şimdi belki de onu söyleyecekti NUR

çayları masaya koydu,dinliyorum NUR

PERİ ye noldu, hani uyutmamıştı dedi,NUR

pardon,dinliyorum PERİ HANIM

filozof bey ,malesef ki,bizim tatil bitti,yarın sabah Ankaraya dönüyoruz

buruk bir hüzün yaşıyordu,en azından NUR ,dan hoşlandığını ,NUR,da seziyordu ve bunun hakkında olumsuz birşey söyleyeceğini sanmıştı

çok üzüldüm dedi,yeni tanışmıştık,( erkenden ,geç kalmalar,hüsranın kaçıncı makamı acaba diye geçirdi içinden)

ben de üzülüyorum dedi,NUR, bugünü tamamen beraber geçiririz,akşamda tavla oynarız,seni yenerek gidersem,az da olsa moralim olur ,tavlayı çok severim diye de ekledi,NUR

 ogünü beraber geçirdiler,kasabanın çarşısını dolaştılar,NUR,un çok sevdiği limonlu dondurmadan bol bol yediler .( şimdi,ne vakit külah üstünde sarı top dondurma görsem,kendimin külahına anlatıyorum,ayaz soğuğu cümleleri)

deniz fenerinde resim çekildiler,ilk o resim çekilirken samimi durdular,o anın bitmesini hiç istemedi AKAY,lakin o zamanlar dijital yoktu,polaroidçi abi,şipşak çekti verdi resmi, tanışıp ayrılmalarının kalpteki hali gibi,şipşak

yürürken kolları birbirine çarpıyordu, NUR,un elini çok tutmak istiyordu, güvenini kaybetmekten, yanlış anlaşılmaktan, ya da daha çok erken demesinden korkuyordu AKAY, hayır erken değildi, olamazdı, NUR ,yarın yoktu, kitap okurken karşısına çıkan Peri, tekrar kitabın satırlarına gizlenecekti, hiç birşey erken değildi, göğsü daralıyordu düşündükçe ,NUR ,a belli etmekte istemiyordu, ama üzgündü, kolları çarptıkça, ikisinin serçe parmağı birleşiyordu, AKAY, üçüncü birleşmede tamamen serçe parmağını tuttu ,birbirine kenetlenmiş iki serçe parmak, NUR, sesini çıkarmıyordu, bir daha turladılar, deniz fenerinin en ışıksız gündüz halinde, AKAY, elini tuttu NUR, un, yine tepki yoktu, fakat ,NUR, da sımsıkı tutuyordu, gözgöze geldiler, ilk defa bu kadar yakından bakıyordu AKAY, bir çift pırıl pırıl gözün hüzmesinde kayboldu, ruhu bedeni ile itişir haldeydi, o ana kadarki hayatı, okuduğu kitaplar, mavi arkadaşı, sözleşip,bir hayata ,hayat katmışlardı sanki

ilk söz, AKAY dan geldi, sanki kendi konuşmuyor, dudakları bağımsız ,kaç senedir bugünü beklercesine ,tüm görevi üstleniyordu, belki sana çok erken veya çılgınca gelecek,içimde bir düğüm,onları kursağımda çözüp sana öyle söylüyorum ,hantal kelimelerimi bağışla lütfen,çok okurum ama,hiç söylemedim,ben sana aşık oldum NUR .ve kafasını öne eğdi, ferman ondan sa herşeye razıydı,,ruhunu bedeninden ayıracak aksi seda ,söylese bile

gözlerime bak dedi, NUR, usulca kaldırdı başını, birincisi ,bazı şeyler erken ya da geç, ona biz karar veremeyiz bay filozof, ikincisi ,duyguların akışı bana göre zamansızdır, soyut bir kavramın sınırı yada zamanı yoktur, üçüncüsü ,dün gece seni ,PERİ uyutmadı ,beni de, o kitabın ardındaki suret, yani filozof bunu yarın sabah giderken söyleyecektim, dedim ya, duygular zamansız ,sen söyledin içindekini, ben de içimdekini eşlik ettirdim, ben de sana tutuldum dedi, NUR. orda deniz fenerinin altında ,en ışıksız gündüz halinde ,sarıldılar ,bir çift gözün ılık boncuk hali, AKAY ın omzuna düştü, NUR, ağlıyordu, kokusunu içine çekti bolca AKAY, artık utangaç elleri, cesurca kenetlenmişti, akşama kadar öyle gezdiler, dondurmalar diğer ellerinde

ikiside birbirlerinin ilk aşkıydı, kamelyada bile gözlerini birbirlerinden ayırmıyorlardı, NUR, yukarıya çıkmadı, ailesinin yanına, AKAY ,la beraber yemek yediler, demli çayla birlikte tavla oynadılar, herkese ,biz birbirimizi bulduk, farklı tarihlerde ,ama birbirimiz için doğmuşuz diyorlardı sanki

   SEVGİNİN ÖZNESİNE YAKIŞAN SEVGİLİ,YAZ GÜNEŞİNE ŞİRK KOŞAN GÖZLERİNLE

    İLK AŞKIM,İLK SEVDAM,İLK_NUR ‘UM,HOŞGELDİN,SOLYANIMA

       en arabesk sabahıydı ömrümün, yukardan bavullarını indirişim, telefonları kaydedişimiz, aileye aldırmadan ,kimse yokmuşcasına dakikalarca sarılışımız, senin gözlerinden inciler düşmesi, benim mavi arkadaşımın uzaktan bile gri ve dalgalı oluşu, sayfalarını kıvırdığım kitabım, çayın buruk tadı ,iki tane kemiğin pürüzsüz tavla yüzeyinde başkaları tarafından gürültülüce atılışı ,senden sonra bunlar oldu, sen Ankara,nın hissiz ve sabah ayazı caddelerine girerken, ben de ardından üşüyordum.

             

Tümay Doğuç

                                                                                                                                               İnstagram  :  tumay0626