BİR SÖZCÜK KÖKÜNE ANCAK BU KADAR YAKIŞIR, OLUMSUZLUK EKİ, EVLEN-ME

Bir bakışı aşka dönüştürmek için çaba, o aşkı seviye dönüştürmek içinse; saygı ve o çabanın sürekliliği gerekir. Bunların hepsini birleştirip zamanı da eklediğimizde evlilik gelir, matematiksel bir denklemdir aslında, üçgenin iç açılarının 180 derece olması kadar da gerçekçidir. Bir kenarı kesik olursa yamuk olur.

İlişkilerde böyle; bir duygu eksik olursa çıkar, menfaat olur sonuca ulaşmaz, maalesef çoğu ilişki ya da evlilik bu eksik ya da eksiklerden dolayı bitmekte. Bu eksiklerin en önemlisi zamandır daha doğrusu zamana bırakılmayan oldu bittidir. Bir meyvenin olgunlaşma süreci vardır, olgunlaşmadan o meyveyi koparırsanız tat alamazsınız, evlilikler de böyledir, bir ilişki olgunlaşmadan nikah masasına oturanlar, evde aynı masada oturamıyorlar, feraseti unutup, nikahta keramet arıyorlar.

Çok önem verilen kutsal bir kurum olarak bakılan evliliğe, hiç istatiksel bakılmıyor. Çevre, köken, yaş, sosyoloji bilimi direk nasip- kısmete bağlanıyor. İki farklı insanın, huyları, davranışları, alışkanlıkları bana göre tek bir olguya bağlanmamalı. Burada böyle; tek düze bakış açısıyla yaklaşılmasının diğer sorumlusu da  evliliği kutsal kurum gören, evlenmiş kutsallardır, bu evlenmiş kutsallar gençleri aceleciliğe sürüklemekte, bak; falancanın oğlu-kızı evlendi gibi çok bilimsel! Gereçlerle, kendi kutsallığını, gençlerle kutsamak istemektedir. O kutsanmış kutsallar da falancalar bitmediği gibi, bazı gençlerde de ileri derecede bir evlilik isteği oluyor, eyvah evde kaldımın kutsalsız serzenişi gibi, karşıma biri çıksın evleneyim fark etmez, sonra birbirimize alışırız düşüncesi işte buda çoğunlukla alışma yerine savaşmayla sonuçlanıyor, gelelim istatistiklere, bu kadar kutsal sayılan, ama hiç araştırılmayan evlenme ve boşanma oranları.

Tüikin verilerine göre; 2019 yılında evlenen çift sayısı  542.314 , 2020 yılında evlenen çift sayısı ise; 482.270 %10,1 azalmış , boşanma sayısı ise; 156.587 bunlar resmi rakamlar , tüikin sayfasına girip bakabilirsiniz. Boşanma oranlarının en çok görüldüğü evlilik süreleri ise ;1 ile 5 ve 1 ile 10 yılları arasında %33,1 olmuş. Yeni kutsallık kısa sürmüş! Bir ilişkiyi evliliğe götürmek için  saydığımız denklemlerden birisi olan “zamanın etkisini” burada görüyoruz. Bambaşka bir açıdan bakarsak , ticari yönden kıyaslama yapalım, evlenme oranı her yeni senede düşmüş ve boşanma oranına ters orantıda artmış ve her yeni senede artmakta, (evlenme oranının üçte biri olmuş) siz bir işletme açacak olsanız, mutlaka semtine , bilançosuna, kar ve zararına bakarsınız değil mi? Konu evlilik olunca, sadece duygularla hareket ediliyor. Aşk ve sevgiden bahsettin, ne alaka diyeceksiniz konu evlilik olunca, sosyolojiden, matematikten kültürden de bakılması gerektiğini söylüyorum.

Son zamanlarda gözlemlediğim kadarıyla ; duygularda kenara itilip, fiziksel özelliğe ve maddiyata bakılıyor , birde ilgiye (yalansal ilgi diyelim) denklemler değiştir yani ; fiziksel özellik maddesel özellik  , ilgisel özellik, bu üçünü bir arada yakalayan, yakaladığını bırakmıyor ve bir sonraki yılların boşanma rakamlarında yerini alıyor.

Böyle yazımı olur diyeceksiniz , hemen belirteyim evlilik kurumunu kutsal bir kurum gören topluma bir başka açıdan bakmasını sağlamak istedim, fiziksel özelliğe tutunup ya da en ufak yalancı bir ilgiyi sevgi zannedip, nikah masasına oturmayı , tekrar gözden geçirin diye bu yazıyı yazdım.

Sürekli düşüşte olan bir hisseye paranızı yatırır mısınız? ya da paranız %33,1’ini kaybetmek ister misiniz?

Ekonomide; sürekli düşüşte olan bir hisseye akbabalar yatırım yapar, üçte bir zararı görüp, yatırım yapanlar ise; kara para aklayıcılardır.

Ne kendinizi aklatın, nede akbabalara yem edin günümüzde çoğu ilişki , sahte ve yüzeysel onun için; kutsal olan kurum değil SİZSİNİZ

 

AŞKSIZ KALIN, TEMİZ KALIN

       Tümay Doğuç

                                                                                                                                               İnstagram  :  tumay0626