Bir paylaşım aşka sevgiye bölünürse çoğalır ,fakat bunun tam tersi ;bir aşk paylaşıma bölünürse paramparça olur,dağılır gider çünkü; çıkar söz konusudur. Sevmek sevilmek ,anıları birlikte biriktirmek ,hatta evlenmek bunlar kulağa hoş gelen sözler ama sadece kulağa !İşin gerçek boyutu acaba öyle mi? Hafif ilgi ve hafif hoşlanma ile başlayan ve günümüzde asla gerçek bir sevgiye ulaşamayan ,hatta sadece çıkar üstüne kurulu bu tür çıkma eylemleri iki tarafında kalbine değil kârına uyuyorsa sahte bir evlilik eylemine doğru evrilir ,bur da iki tarafta bunun bilincinde olmasına rağmen ,çevreye ; birbirlerini seven uyumlu bir çift görünmekten kaçınmazlar . İlk aşama evlilik teklifidir ne kadar şaşalı olursa o kadar inandırıcılığı artacağı düşünülerek bazen aşırılıktan saçmalığa doğru evrilebilir .Tek taş pırlantayla başlayan bu serüven,doğanın insanoğluna bahşettiği diğer değerli element olan altınla devam eder .

Günümüzde evlenme teklifleri pırlanta markalarının sponsorluğunda yapılır ve pırlantasız bir evlenme teklifi günümüzde yadırganır,gerçekten sevenleri,sevgiye kıymet verenleri ayrı tutarak ,maalesef sistemin beyinlere empoze ettiği bir tüketim alışkanlığı bu,insan sevdiği insana her şeyin en güzelini almak ister ,ama bu olmazsa olmaz bir kuram halini alırsa sevginin ölçüsü karat olursa o evlilik zaten baştan bitmiştir,esas kızımız parmağındaki mercimek tanesiyle eş değer o taşla mutlu olup,taş yoksa aşkta olmayacaksa şanslısınız ,baştan bitsin bu zulüm. Eğer şansınız yaver gitmedi ve böyle bir ilişkiyi iki tarafta taşsızlığa rağmen evlilikle taçlandırmaya karar verdi ,söz ve nişan olayına geçilir ,sevgisiz başlayan bir ilişkinin sözü ve nişanı elbette sıradan olmaz ,şaşalı olacaktır ,burada ki amaç ; size sevgi ve örnek bir ilişki gösteremiyoruz,gösterişle telafi ediyoruzdur.

Gerçek sevgi ,gerçek aşk olan ilişkilerin evliliğe giden aşamalarında asla dışarıya karşı maddi bir gösteri olmaz, maddesel şov olan bu ilişkileri iyi gözlemleyin çoğu ya mutsuzdur, ya da kısa sürede ayrılmıştır. Gösterişli söz ya da nişandan sonra ,düğün hazırlıkları büyük ihtişamla başlar ve şatafatın en zirvesiyle sonlanır,kıyıda köşede ne varsa harcanmış,üstelik yüklü miktarda borçlanılmıştır ,en ufak ayrıntı bile fil yapılmış,deve yüküyle de kredi çekilmiştir, gelin arabası süslenmiş ,olmazsa olmaz ”evleniyoruz- mutluyuz ” yazısı borçla yapıştırılmıştır ,bu kadar manidar olan şeyler maddiyatla kapatılmıştır.Birbirlerini sevip,bir ömür boyu mutlu olan ve sayısı her gün azalan çiftleri ayrı tutarak,büyük bir çoğunluk maalesef bir sanrıyla evlenmektedir,ufak bir ilgiyi sevgi sanıp, maddiyatı birincil kural yapanlar birinci yılları dolmadan,iki şahitle boşanmaktadır. Kızların ayrı evim olsun,erkeklerin ; adresim belli olsun ya da hayatım düzene girer ,biri beni toparlar diye az bir hoşlanma ile başlayan bu evlilikler jet hızıyla biter,bitmeyenler de mutluymuş rolü yapıp uzatmaya çalışırlar,öyle güzel oynarlar ki kendilerinin çizdiği o rolü tek dalda oskara adayken tek celsede yine biter ,ne kadar uzatmaya çalışılsa da. Pırlantanın,maddiyatın sevginin önüne geçtiği bu dönemde ,e(l)leme usulü ilişkilerin bol olduğu bu dönemde ,yapılan harcamalar ekonomik değil,komik oluyor ,basit evliliklerin bir taşa sığdırıldığı ,ama aşkın bir eve sığdırılmadığı bu dönemde , AŞKSIZ KALIN- TEMİZ KALIN