Şen mahallenin gençleriydik biz. Bizlerin çocukluğunda salça sürülmüş ekmeğimizin bir yanını biz ısırırken, diğer yarısını sokak köpekleri ısırır ,genelde oyunda eksik olanın yerini alır, gece bekçisi olur ve evde 1 tabakta fazladan pişer, beslenirdi sokak canlıları. Şimdi ise sokaklardan, niyeti bozuk olan insanlardan, pedofiliden, ayyaşından , saldırgan köpeklerden kısacası her şeyden korkar olduk. Tam derdimizi anlatacağız hani büyüdük ya! Konuşacağız konuşamaz, bağıracağız bağıramaz olduk. Haklı isyanımız ile bir şey talep edeceğiz Korkar olduk.
Bizler bugünün şartları ile büyümeyen sanırım son nesilleriz. Sokakta özgürce top sektirmenin , saklambaç oynarken Sarı Zeko’nun ardına saklanırken duyduğumuz güvenin , evde annemiz yoksa karşı komşu Aysel abladan cep harçlığı alabildiğimiz günlerin , açsak Hacı Emine ablanın ekmek almamız için verdiği parayı alıp evine sıcak bir yarım ekmek götürdüğümüzü , yarısının da gezerken minik minik köşesinden kemirdiğimizin farkında olmadığımız çocukluğumuzu…
Gece 12 de istersek 5 sokak ötede olalım; Annen seni arıyor diye kulaktan kulağa sanki dijital çağdaymışız gibi haber gelmesi. Hıdırellez gecelerinde Demlik demlik çaylar kapı önlerinde … Sohbet muhabbet sanki 2 apartman ilerideki Zekiye yengemin her gün evinde yaşıyormuşçasına…
Şen mahallenin şimdi ki perşembe günü kurulan Cuma pazarını. Pazarcı abi- ablalarımın okula gidiyorsun aç gitme al şuradan bir şeyler diye yoldan döndürmelerini. Koskoca mahallede yaprak sarması pişen evi burnumuzda dedektör varmış gibi anlamamız ve kapılarında beklememiz. Hani komşuda pişer kapı önündeki çocuklara da düşer 🙂 Her köşe başında ki Sokak çeşmesi nefes alamayacak kadar ağzımızı doldurup gülerken püskürmelerimiz… Şimdi nerde o günler? Özledim açıkçası. Çocukluğumu, özgürlüğümü, insanca yaşamayı, güveni, insanlığı…
Bakın yine neredeydi aklım nerelere vardık. Bizler hayvan sevgisi ile büyümüş çocuklardık. Her ev önünde 2-3 köpek beslenirdi mahallemizde. Hepsinin kendine ait adı vardı. Başka kedi, köpek, fare falan yanaşmazdı kapı önlerimize. Bizde onların bize saygılarını sevgilerimizle belli ederdik. Şimdi bu aylık ülke gündemine bakıyorum da üzülüyorum açıkçası. Geçtiğimiz günlerde ülke gündemindeki haberlerin bir bölümünde Gaziantep’te, pitbull cinsi 2 köpeğin saldırısında ağır yaralanan 4 yaşındaki kızımız Asiye Ateş vardı. Asiye’nin hikayesi ise bir derin. Çocukları olmayan Ateş ailesinin 5-6 sene tedavi sonrası dünyaya gelen mucizeleri Asiye. Yavrumun güzelliği dillere destan. Ama pitbull cinsi köpeklerin saldırısı sonrası yüzü gözü tanınmaz hale gelmiş yavrumun. Asiye’ye yakın zamanda bazı operasyonların yanı sıra doku nakli yapılması planlanıyormuş. İyi de bir doktor tarafından tedavisi yapılıyor ve devlet de ünlülerde tedavisi açısından ellerinden geleni yapacaklarına söz vermişler. Sahipsiz hayvanların sokaklardan alınarak temiz ve güvenli ortamlara taşınmasını önemli bir hizmet olarak gördüğünü belirten Recep Tayyip Erdoğan’da “Tüm belediyelerimize hem vatandaşlarımızın güvenliğini sağlayacak hem bu canları koruyacak adımları süratle atmaları çağrısında bulunuyorum.” ifadesini kullanmış. Peki bu işin maddesel tarafı hariç psikolojik boyutu? 4 yaşında çocuğumuzun yaşadığı vahşet? Aynı zamanda bu cins köpeklerin Ülkemizde pitbull ile ilgili olarak 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu 01.07.2004 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Kanunun 14. maddesinin l bendinde; ‘‘ Pitbull Terrier, Japanese Tosa gibi tehlike arz eden hayvanları üretmek; sahiplendirilmesini, ülkemize girişini, satışını ve reklamını yapmak, takas etmek, sergilemek ve hediye etmek yasaktır.” hükmü de yer almaktadır. ( kaynak:sözcü) Ne yapmalı şimdi her iki taraf içinde zor. Normalde bence köpeklerin genlerinde de saldırganlık olsa yetiştirilmesinde bu duygularının köreltilip ya da daha saldırganlaştırılması önemli faktörlerden diye düşünüyorum. Köpek sahipleri açısından baktığımda, elinden alınan canın gibi beslediğin, evinde bir aile yerine koyup büyüttüğün köpeğin birileri tarafından barınağı götürülmesi zor olsa gerek. Ama diğer açıdan baktığımda Asiye bence hepimizin kızı, oğlu, yavrusu. Böyle bir durumda aklıma ilk gelen eğer ki ülkemizde yasaklanan bir ırk tarafından bir başka cana zarar geliyorsa acilen gerekli yaptırımlar olması gerek.