Beş duyu organımız hayatımız boyunca bizlere faklı yerlerde yardımcı olur.Somut varlıkları ilk önce öğrenir,deneyimler sonra da dış dünya ile bağlantı kurarız bu duyular sayesinde ,hepsi elle tutulur ,gözle görülür somut şeylerdir yani,alışılagelmiş örnek; küçükken sobanın sıcak olduğunu dokununca anlardık ve elimiz yanıınca bir daha dokunmazdık . Peki soyut kavramlar öyle mi? mesela onlardan biri olan aşk, elle tutulmaz,gözle görülmez ,sıcak ya da soğuk olduğunu ,ya yanınca ,ya da ömrümüzün geri kalanı zemheride kaldıktan sonra anlarız, bu kadar çetrefilli ve soyut bir kavram olan aşkı,canımız yanma pahasına neden hayatımıza dahil ederiz?Çünkü; soyut kavramlar cazibelidir,ilkin hoşluk hissi verir,akabinde hiç dolmayacak boşluk hissi verir.

Günümüzdeki ilişkileri irdelersek te ,çoğu kişi tarafından soyut bir kavrama ,somut maddeler eklemeye başlandı,sadece sevmek yetmez,o sevginin yanına tüm maddi imkanlar elle tutulur bir şekilde gizlice yerleştirildi,sevgi sanılan ,soyutluktan hallice o köreltili duyguya. Bir başka bilinmez ise; soyut bir kavram ne kadar güvenilir olabilir ?Sonuçta;tüm duygularınla başlayıp,his kaybına uğraya biliyorsun,ya da uğratılabiliyorsun . Şimdi ki yeni hızlandırılmış ilişkilerde ise; duygu geçişkenliğine adapte olman gerekiyor,iki ay birinin aşkı olabliyorken ,o aşkı olduğun soyut varlık ,üçüncü ay başka birine soyutlanabiliyor (soyunabiliyor) yani,hem duygunun hem de mezhebinin geniş olması gerekiyor .Bur da dikkat edilmesi gereken her ortamda ve her daim söylenen sözdür,o soyut varlık herkese ”aşkım,hayatım v.s” der .Ona göre aşk,akışkan ve geçişkendir çünkü. Böyle soyut varlıklarla ,boyuttan boyuta geçeceğinize ,mezhebinize antrenman yaptırıp genişleteceğinize,birinin kaçıncı aşkı olduğunu bilmek için karekökünü hesaplayacağınıza ,hiçbir garantisi olmayan soyut bir kişi ile ömrünüzü geçireceğinize

AŞKSIZ KALIN -TEMİZ KALIN